
Ortağın şahsi borçlarının şirkete etkisi ikili bir ayrımla irdelenmelidir.
A. ADİ ŞİRKETLERDE:
Adi şirketlerin tüzel kişiliği yoktur. Ancak bu durum, bir ortaklık malvarlığından söz edilmesine engel değildir. Adi ortaklığın malvarlığı üzerinde ortaklar, elbirliğiyle mülkiyet hakkına sahiptir. Ortağın şahsi malvarlığı ile elbirliği mülkiyetini tabi malvarlıkları, birbirinden bağımsız (iki ayrı) malvarlığıdır. Bu durum önemli bir sonucu beraberinde getirmektedir. Ortağın şahsi borçları sebebi ile elbirliği mülkiyetine tabi malvarlığına başvurulamaz. Ortağın şahsi alacaklısının, şirkete yöneltebileceği talepler, TBK m. 638’de ifade edilmiştir: “…bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler”. Bundan başka şahsi alacaklı, ortağa düşen kar payına da başvurabilir.1
12. HD, E. 2014/9341, K. 2014/12812, T. 30.4.2014: “Takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 622-623. maddeleri gereğince adi ortaklıkta her ortak, şirketin karına iştirak hakkına sahip olduğundan ortağın kişisel alacaklıları, borçlu ortağın şirketteki kar payını İİK.nun 89. maddesine göre haczettirebilirler. Ayrıca, aynı kanunun 638.maddesine göre, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczi mümkün bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, bir ortağın şahsi alacaklıları haklarını ancak, o şerikin tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler, ne var ki şirket sözleşmesinde bu kuralın aksi de kararlaştırılabilir.
İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın (Joint Venture’nin) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti yoktur. Ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. Ancak gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti vardır (Prof. Dr. Baki Kuru icra ve iflas Hukuku EI Kitabı 2004 bas. Sahife 137 HGK. nun 08.10.2003 tarih ve 2003/12¬574 E 2003/564 K. sayılı içtihadı).
Açıklanan bu hükümlere aykırı olarak adi ortaklığın malları üzerine haciz konulması halinde bu husus, ortaklardan her biri tarafından şikayet konusu yapılabilir.
Somut olayda, İ… A.Ş. ve S… A.Ş. tarafından oluşturulan adi ortaklık adına ve İ… A.Ş. ve S… A.Ş. aleyhine başlatılan icra takibinde adi ortaklığın … Bakanlığı Teknik İşler Daire Başkanlığındaki hakedişleri üzerine, 15.11.2013 tarihli müzekkereyle İİK 78. maddesine göre haciz konulduğu görülmektedir.
Adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması halinde, ortağın kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, alacaklı tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz koyduramaz.” (www.kazancı.com).
B. TİCARET ŞİRKETLERİNDE
Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahiptir. Bu sebepten, ortaklardan ayrı bir hukuk süjesidir. Bu durum, önemli bir sonucu beraberinde getirmektedir. Ortak ve şirketin malvarlıkları birbirlerinden ayrıdır. Dolayısıyla ortağın şahsi borçları sebebi ile şirketin malvarlığına başvurulamaz.
8. HD, E. 2016/661, K. 2016/1136, T. 25.1.2016: “Dava konusu takip, nafaka borcu sebebiyle başlatılmış olup, şirket ortağı borçlunun, şahsi borcu niteliğindedir. 6102 Sayılı TTK’nın 133. maddesi uyarınca ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesh olunmuşsa tasfiye payından henüz bilanço düzenlenmemişse, bilançonun düzenlenmesi sonucu borçluya düşecek kar ve tasfiye payından veya borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun taşınırlara dair hükümleri uyarınca haczedilmesi yolu ile ya da ortağın şirketten olan diğer alacaklarından alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini haizdir. Bunun dışında şirket ortağı borçlunun şahsi borcu sebebiyle şirkete ait malvarlığının haczedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir.” (www.kazancı.com).
Ortağın şahsi alacaklısının şirkete karşı yürütebileceği talepler de ikili bir ayrımla ele alınmalıdır. Bu ayrım şahıs şirketleri ile sermaye şirketler arasında yapılacaktır.
TTK m. 133/1’de konu şahıs şirketleri bakımından açıklığa kavuşturulmuştur: “Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.”
TTK m. 133/2’de ise sermaye şirketlerine dair düzenlemeye yer verilmiştir: “Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.”
Görüldüğü üzere, şahıs şirketleri ile sermaye şirketleri arasında önemli bir fark vardır. Şahıs şirketlerinde borçlu ortağın payı haczedilemezken; sermaye şirketlerinde ortağın payı da haczedilebilmektedir.2
12. HD, E. 2014/31053, K. 2015/6499, T. 19.3.2015: “Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan icra takibinde borçlu İ. A.’ın, üçüncü kişi A… Kollektif Şirketi İ. A. ve Ortağı adına olan istihkaklardan borçlunun hissesine düşen istihkak ve alacaklarının payının haczi Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne müzekkere yazılması üzerine, A… Kollektif Şirketi İ. A. ve Ortağı vekilinin icra müdürlüğü işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 133/2. maddesi gereğince borçlunun şirketteki ortaklık payının haczinin mümkün olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 124/2.maddesi gereğince kollektif şirket kişi şirketi olup, anılan Kanunun 133/1. maddesine göre ancak kişi şirketinin şirket devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı hakkını, şirket bilançosu gereği o ortağa düşen kar payından ve şirket fesih olunmuş ise tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kar ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.
Bu durumda mahkemece, yukarda açıklanan sebeplerle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (www.kazancı.com).
DİPNOTLAR:
1- Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, N. 102; Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, 2018, C. I, N. 4-18.
